19 Aralık 2010 Pazar

Bağırma

bana kızdığın zaman

beni sevdiğin zamanları hatırla

25 Ekim 2010 Pazartesi

Demli

Sifonu çekmemize rağmen kurtulamadık boklarımızdan
Yabancılaştırıldık bize.

Damardan almıstık hayatı ;
yasamalıydık hayalettiğimiz gibi.
Kollarımızdaki morluklar
uykusuzluktan.

Sevmek sevilmemek kadar normalken neden var uyuşturucular.
Yazıldığı kadar kolay değil ölmek.

Otur bir şeyler içelim.
Geçsin hayat.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Yaşamaya yetecek kadar param olsun
Bir de karavanım
Dünyayı gezeyim

Okyanus havası çekelim dudaklarımıza

Birde sen ol yanımda

İçelim yarını düşünmeden
Sevişmelerimiz eskimesin

Öyle sevelim ki birbirimizi
ayrıldığımızda hiç görüşmeyelim

9 Eylül 2010 Perşembe

Rakı mesaisinde akşamları
Belinde revolver

Geçmişe sıkıyor utanmadan

PAAATT PAAATTT

Yalnızlık zor
Belinde revolver
bana veriyor

PAATTT PATTTT

sıkıyorum boş rakı şişelerine

Hangi gece kimi düşünürken içmiş
Paramparça ediyorum

Bozuyorum abdestimi

Manzara şahane
Geçmişle sevişmek için

Uzun yaşayasımız gelmiyor
İçtikçe, tüttürüyoruz dumanı

Ve

gidiyorum ben

20 Ağustos 2010 Cuma

İlk şarabımızı içtiğimizde
birbirimizi tanımıyorduk.
Gibi gibi gibi
başlayan bir hikaye anlatmak çok isterdim.

ama

şans olmadı.

25 Temmuz 2010 Pazar

*
Ötekilere bıraktık
güneşi karşılamayı
nasıl ama nasıl isterdik
isterdik biz de yaşamayı

erken öleceğiz seninle biz
şafaktan önce öleceğiz
madem ki biz partizanız
zincirin ilk halkasıyız
erken öleceğiz seninle biz

anımsar mısın seninle
gece nasıl vedalaşmıştık?
silah sesleriyle yüklüydü gece
nasıl heyecanlıydık nasıl?
kulağımız yüreğimizde

*ilya ehrenburg


7 Temmuz 2010 Çarşamba

Sıçışı iyi olacak;
yapış yapış geçen 3 yılın.
Ellerin sıkı sıkı içki tuttuğu yıllar.

Keyifli.
Keyifsiz.

Mutlu.
Mutsuz.

*''Biz 4 kişiydik''

Küfürler ağir değildi yaşadıklarımıza istinaden.
Hala içten gülerken, kavga kaçınılmazdı.
Ve
geçti gitti önümüzden hayat.

21 Haziran 2010 Pazartesi

*Dışarısı çok korkunç sevgilim gitme.
Gitme,seni izlemek zor başka evlerin içinde.
Başka düzenlerle.
Başka aşklarda

8 Haziran 2010 Salı

Biz balığı içeriz

Biz içiyorduk, bir adam geldi dedi, siz neden burda içiyorsunuz ?
Biz de abi dedik, yer yok soğuk üşüyoruz. Ölmeye başladığımızı hissediyoruz.
Adam eline bir kamera aldı ve bizi çekmeye başladı, pis giysilerimizi ve tinerimizi.

Biz içiyorduk, bir adam geldi.
Ağır ve sarı yalın ayaklarımız;
Antalya'nın biraz soğumasını umut etti.
Hava o kadar kahırlı ki
küfürlerimiz havada kalıyordu.

Sonra bir şey bulduk.
Gerçeğe yakın ama ruh halimiz iyiye doğru gitmiyor.
O kadar çok vardı ki böyle hayatlar ama hepsi yalnızdı.
Basit şeyler hoştu.

Ama her şeye rağmen
uzanıp ölüme gidiyoruz.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Beyaz ayarı

Bir şeyleri anlamamız için
müptelası olduğumuz barlara;
göz yaşımızı akıtmamız gerekti.

Ne kadar kötüyse, o kadar güzeldi.

Bir şeyleri anlamamız için işte.
Vücudumuzda yaralar oluşması gerekti.
Ufak, derin çizikler ve siyaha çalan morluklar.

Abdestimizi bozmuştu bir kere hayat.
Uyarmamıştı kimse bizi.

30 Nisan 2010 Cuma

Umay

Sikerim tavırlıydık.
Bize çok şey kaybettirdiğini bilsekte vazgeçmiyoruz.
Anladınız mı ?
Orospu kırmızısı bu.

27 Nisan 2010 Salı

"Ben kimseyi öldürmedim, kimseyi öldürtmedim, bıçaklarıyla üzerinize gelen çocuklar, onlar sizin çocuklarınız, onlara ben öğretmedim. Siz öğrettiniz."
Charles Manson

Sahil

Denize işemek sahilden;
bilekler suyun içinde.

Yarı yarıya hüzünlü,
kaybetmenin verdiği rahatlıkla.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Bugün ve diğer günler gibi

Kavga gibi yalnızdık.
Herkesin kendine sakladığı,
bir şeyler vardı sohbetimizde.

Güçlü ve sağlam olduğumuzu düşünürken,
sönmüştük saat 12'ye doğru
ama
içki güzeldi ve hala aptal davranabiliyorduk.

Tamamen özgür olmasakta,
atlatmıştık prosedürü.

2 Nisan 2010 Cuma

Rengimiz atmıştı hiçbir şey yapmamaktan

Güneşin siktiği beyinler
hava karardığında cesurdu
ve
hayata çekiç vurup olacakları beklerdik.

Gece;
daha çekici ve çıplaktı.
Tahammülümüz yoktu aydınlığa.

Ayak alışkanlığı işte;
dahası vardı.
Kolumuzu kaptırmıştık bir kere özgürlüğe.

26 Mart 2010 Cuma

Evet şey

Tek kolla,
zor.
Sürdürmek ateşi.

Bilirsin işte tek kolla,
ucuz şeylerden kazık yedik

fakat
soğuk bira ve sıcak şarap
güzeldi yanında.

19 Mart 2010 Cuma

Hardal rengi

Bira içip
saçma şeylerden bahsediyorduk.

Sonra,

biraz daha bira içip daha saçma şeylerden bahsetmeye başladık.

Evet sonunda anladık;
geçmişe tutunmak bırakmaktı şu zamanı.

Mutlu olacaktık
ama
yakın zamanda değil.

16 Mart 2010 Salı

*Kaybedenin önde gideni

*

Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
Sadece yanlış bayraklar dalgalanır.
Size Tanrı olmadıklarını söyleyen insanlar aslında aksini düşünürler.
Tanrı başarısızlıkların bir icadıdır.
Tek cehennem bulunduğun yerdir.

Dallas'tan geçtim ve Pasadena'da aylaklık ettim.
Anam ağlamadı çünkü ağlatacak kimse yoktu.
İki boy aynasını tuzla buz ettim ve beni
hâlâ arıyorlar.
İnsanın asla girmemesi gereken mekânlara girdim.
Acımasızca dövülüp ölü diye bırakıldım.
Kafatasımda cop darbelerinden oluşmuş bir sürü yumru var.
Melekler korkudan altlarına kaçırdılar.
Harikulade bir insanım.

Siz de öylesiniz.
O da öyle.
Güneşin sarı nabzı ve dünyanın görkemi de.



c.b

14 Mart 2010 Pazar

Hava idare ederdi

Suda yürümek;
ayaklarımda balık kıpırıtısı.
Ufak sandalımda kırık çerkez kaması.

Ve suda yürürken ince telleri saçlarım,
hep balıkların zıpladığı yönde dalgalanır.
Tutarım birkaçını,
sonra geri bırakırım.

9 Mart 2010 Salı

''Yapalım mı ?'' dedi. ''Olur'' dedim.

Sarhoş parmaklar birbirini yoklarken;
utangaç ama çok değil.
Öpmeye karar vermiştik birbirimizi.
Ama gerçekten çok güvenilir değildik.

Sarhoş parmaklar birbirini yoklarken;
alışıyorduk.

Öyle bişeylerdi bizim için sadece
ama
öpmeye karar vermiştik bir kere.

7 Mart 2010 Pazar

*Özgür metin

...
kimsenin kimseye anlatamadığı bir ''şerefe'' hikâyesidir.
deniz tuzlanır rakı sofrasında
...


*Penopele

5 Mart 2010 Cuma

Şaraptır

Gerçekten mutluluğa çok yakındık.
Gene olmadı.
Ama gerçekten;
hani şöyle biraz kaydırsaydık kıçımızı,
belki mutluyduk şuan.
O kadar ayrıntılara kalmıştık.

Saat 12'den sonra işte..

Yağmurlu bir gün evde kalsaydık,
belki,
bugün çok mutluyduk.

2 Mart 2010 Salı

Herkesin buna benzer günleri olmuştur

Oturup biraz sohbet etmiştik. Aramız şaşırtıcı derecede iyiydi. Çok dik merdivenlerden inerken yol üstündeki kitaplara bakıyorduk. Ben sana Cemal Süreya'yı gösterdim ve bir *şiirini ezberimdeki kadar okudum. Sen kitaba elini attın ve hiç zorlanmadan şiirin sayfasını buldun ve güldün. Beni etkilediğini sanıyorsan çok yanlıyorsun dedim. Gülerek başka yöne doğru gittik. *Beautiful tango çalıyordu ve sen beni çok etkilemiştin. Yağmurun yağması gerçekten iyiydi ama biz kuş göremiyorduk etrafta.



*
Yağmurun Yağması İyidir


Sonra o gider sesini yıkardı
Telefonda saatlerce seviştiğinden
O diye biri vardı galiba
Ağzı da iyice vardı galiba
Gece çiçeklerinden bir orman
Pejmürde atlar pahasına

Bira içerken saçları uzun
Parmakları korkunç ve kalabalık
Bir gece Aksaray'da hiç unutmam
Yüzümü ellemisti galiba
Denize doğru gittikçe artan
Bir yüz benim yüzümdü olsa olsa

Yakasında kocaman bir düğme
Sevinci bitiştirince acıya
Ayıran kuşkuyu inançtan
Yağmurun yağması iyidir
Bir çerkez mızıkası gibi rengarenk
İki adet kuş çantasında

.


* http://www.youtube.com/watch?v=p6zWudCZ2Sk

28 Şubat 2010 Pazar

*Pansiyon manzumeleri

...
ve dışarı çıktı, hava kararıyordu ama çıkmasını engellemedim,
bir kadını elinde tutmak istiyorsan
ne zaman gitmesine izin vereceğini bilmen gerekiyor,
elinde tutmak istemiyorsan da zaten bırakıyorsun gitsin,
yani nasıl bakarsan bak olaya, daima bir bırakma sürecidir
...


chanski
Eğer acı çekiyorsan geçmiş ilişkilerinden, acı çektirdiklerini düşün ve bir içki koy
hafif muzik, bukowski eşliğinde.
Pişmanlık duyma
çünkü keşke dediklerinle bile sadece biraz daha uzatabilirdin.

Çok çabuk değişiyor sorunları insanın.
Hayata dair düşünürken bir anda sarhoş olduğum bardan rezil olmadan kalkmak
daha önemli geldi. Çünkü ben bir çekirgeyim Kafka'nın dediği gibi.

21 Şubat 2010 Pazar

Sakinleşemedik uzun bir süre

Onunla bazı problemlerimiz vardı
ve
bu ikimizin arasındaydı.
Fakat,
sessizce tartışmak zordu hayatı.

16 Şubat 2010 Salı

Karamsarlık baş gösterdi ama hala umutluyuz.

Her yere kokuları sinmiş.
Bize bıraktıkları;
önü açık ve anlatılacak şeyler değil.
Biliyoruz.

Eski sevgililerimiz başkalarıya sikişirken,
zordu keyfini çıkartmak hayatın.
Genede umutluyuz.

Ama hızla tükeniyor nedense.
Biri gelecekse elini çabuk tutsun.
çaba gösteremeyecek kadar,
Samimi ve yorgunuz.

14 Şubat 2010 Pazar

Diş

Dişlerin bir Sovyet ordusunu anımsatıyor,

Disipline edilmiş beyaz soluklu genç Rus erkekleri;

Karanlıkta pusuda bekleyen dişlerin

Güç gösterisi güldüğünde

Bir çeşit savaş stratejisi.

Başkalarında olmayan beyaz, güçlü dişlerin

Bir şarkı mırıldanıyor...

Saklandığı kırmızıya çalan mağara

Sık aralanıyor

Tek bildiği taktik gülümsemek sanırım dişlerinin.

Dişlerin Sovyet ordusunu anımsatıyor.

Gülümseyip, gülümsetiyor.

Düşman yenilgide...




13 Şubat 2010 Cumartesi

Geldim

Sarı saçlarım olsa
bir bok olmazdı.
Çok zengin olsam
gene
bir bok olmazdı.
Fakat,
biraz dilim dönse
ve
müşfik davranabilseydim çevremdekilere
o zaman,
güneşin üstüne boşalabilirdim.

9 Şubat 2010 Salı

Acı ve düşüş arasında; olabilir belki, neden olmasın ?

Alkol garip şeyler yaptırır;
Sıcak su boynumdan akarken
Ben çoktan unuttum sahip olduklarımı.
Mesala giysi askısını öpebilirisin
ve
keyiflidir;
ırzına geçmek yalnızlığının.
Ama gerçekten tam orası acıyor,
seninde acıyan yerin.

1 Şubat 2010 Pazartesi

28 Ocak 2010 Perşembe

10 Ocak 2010 Pazar

Gibi

Sevgililerimiz çok güzel olmamakla birlikte keyifli insanlardı ve aldatırlardı. Daha iyileriyle beraber olamayacak kadar rahattık ama genede sahip olamadıklarımıza ağlarken; her şey adaletli gibiydi.

5 Ocak 2010 Salı

Maviyim

80'ler güzel senin kadar.
Arada kalmak iyidir; herkese yakın olmak
ama ben beceremiyorum.
Hissettiklerim garip,
içmeden aklıma yatmıyor söylediklerim.
Öğrendim
ve
tecrübeliyim;
aşkın ne kadar gerçek olduğunu ucuz atlatarak öğrendim.
Tırnaklar ve yanaklardır aşk.
Yanlış davrandıklarındır aşk.
Anladığın zaman çok geçtir;
eğer ucuz atlatamadıysan.
İçtiklerindir seni dürüst kılan.
Saçlar hep uzayacak
ve
birileri birilerine aşık olacak.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Ankara için efkar vakti

İçki meselesi bu, diye düşündüm kendime bir içki alırken.Eğer berbat bir şeyler olmuşsa, unutmak için içersin, iyi birşeyler olursa kutlamak için içersin ve hiçbir şey olmamışsa bir şeyler olması için içersin.


çarls bukovski
*Kadınlar

3 Ocak 2010 Pazar

Yaşlı

Bir şehirde demlenmek için masa kuruyorsan, masaya yandan bakınca o şehrin silüetini göreceksin. Sen kuş bakışı şehre, tüm şehir sana bakar demlenecek. Deniz kenarındaysan ve şanslıysan dalgaları hissedebilirsin.

İskandinav

Ananem hiç denize girmemiş ve dedem alkolikmiş. Keşke dedemle bira içip ananemle yüzebilseydim.

2 Ocak 2010 Cumartesi

Yağmur yağsa beklerdim belki seni çünkü romantik olurdu
ve
Bukowski yaşasaydı 80leri severmiydi acaba ?
Yada Janis Joplin dinlermiydi içmeye yada düzüşmeye başlamadan önce ?

1 Ocak 2010 Cuma

Run Forrest

Forrest Gump ne güzel filmdi. Öyleydi bence. Saçlar ve tırnaklar sürekli uzayacak ve birileri ara sıra Forrest'ı hatırlayacak sonra 2010 yapımı çok hareketli b.ktan bir aksiyon filmi izleyecek. Düşününce hiçte yabancı gelmedi bana.